28 Aralık 2017 Perşembe

Gök-Tanrı İnancının Bilinmeyenleri



Gök Tanrı kısıtlı tarihi veriler nedeyle derinlemesine inilemeyen bir inanç. Genel olarak bir kaç kaynaktan nasıl bir yapıda olduğu anlaşılıyor. Fakat günümüzde bu çalışmayı yapmak onun gerçekte o dönemlerde nasıl olduğunu anlamaya elbet yardımcı olacaktır. Ama bugün alınan inanç verileri Gök Tanrı inancının artık farklılaşmış bir halidir. Orjinalliğini ne kadar koruduğu ise şüphelidir.

Bu uzun araştırmada Gök Tanrı inancının nasıl olduğunu anlayama çalıştım. Bu yolda Türk Mitolojisi, Eski Türk inançları konularını okuduktan sonra Gök Tanrı üzerine ayrı bir araştırma yapma ihtiyacı hissettim. Eski Türk Dini konusunda parça parça bazı yerlerde değinilmiş, Mitolojide bazı yerlerde görülmüştü bu inanç hakkındaki detaylar. Ama daha derine inmek istediğimde acaba bu nedir dediğimde bu konu hakkında daha ayrıntılı okumak gerektiğini gördüm. Çünkü Tengri inancı acaba tek tanrılı bir inanç mıydı yoksa çok tanrılı bir inanç mıydı. Gibi sorularında cevabını bulmaktı. Çünkü işin içine girdikçe genel kanılardan başka araştırmacılarında kendi aralarında fikir ayrılığı mevcuttu. Bazı araştırmacılar Türklerde bir tanrılar panteonun olduğunu söylerken, diğer araştırmacılar ise Gök Tanrının en kutsal olduğunu, diğer tanrılarında semavi dereceli varlıklar olduğunu savunuyorlar. Benim şimdiye kadar araştırmalarımda da  ikincisi bana daha yakın göründü. Tabi bunun psikolojik bir çağrışım olduğunu da söyleyenler var. Tek tanrılı bir inanç sistemi içinde bulunduğumuz için konuyu incelerken Gök Tanrıyı da ona benzetme yoluna gidildiğinden bahsediliyor. Daha önceki kitaplarda da bahsettiğim üzere Gök Tanrının diğer tanrılardan ve ruhlardan çok farklı yerde olduğunu da söylemiştim. Bunlardan sonra özel olarak bu konuyu araştıran kitapları okuduğumda aslında Asya da halen devam eden bu inancın zaman içinde çok farklı bir boyut haline geldiğini öğrenmiş oldum. İşte burada tarihte ki gök Tanrı inancı ile şimdi bulunan Tanrıcılık inancını bir birinden ayırmak gerektiğini düşünüyorum.

Bu okuduğum kitapta da yazar bir yüksek lisans tezi olarak tanrıcılık konusunu araştırmış. Altay Bilik kitabında olduğu gibi bu kitapta da Asya da bulunan bir Kam ile görüşmelerde bulunmuş. Bu konular hakkında kendisinden bilgiler alarak Tanrıcılık dinin nasıl bir yapıya sahip olduğunu, inancın temellerini, dünya görüşünü ve mitolojisi hakkında bize bilgiler vermeye çalışmış. Burada tabi insanlar bir başka yanlışın içine de düşüyorlar. İnsanlar genelde yaşadıkları toprakları kutsal sayarlar. Bu Türk toplumundan büyük öneme sahip olduğu gibi her millette de geçerli olan bir düşüncedir. Bundan dolayı şuan Tanrıcılık inancına sahip Asya da bulunan insanlar bu inancı anlatırken Altay'ın ulu olduğunu anlatırlar. Bunun üzerine her şeyin oradan başladığını ve oraya gideceği üzerine bir yapı oluştururlar. Tarihi dönemler boyunca Türkler için bir çok yer kutsal sayılmıştır. Bunlar Ötüken olduğu gibi Tanrı Dağları da olmuştur. Bu özellikleri yaşadıkları bir çok coğrafi mekana da taşımışlar oradaki yerleri de zaman içinde ulu saymışlardır. Bundan bahsetmemin sebebi Türklerin ilk yurdunun Altay olduğu teorisi artık hükmünü kaybetmeye başlayan bir meseledir. Bunu ileri ki zamanlarda değineceğiz. Bundan dolayı eğer ki Gök Tanrı inancı geçmişi olan bir inanç ise bunun Altaylarda vuku bulması mümkün gözükmüyor. Bundan dolayı burada yaşan insanların anlattıkları artık yerel Tanrıcılık meselesi kendi kabile inancına ( islam da olduğu gibi mezhep'e) dönüşmüştür. Bunu bence iyi ayırt etmek gerekiyor. Bu kitapta da anlatılanlarda gördüğüm Türk Din Etnolojisi kitabında bahsettiğim Ak Can ( Ak Din ) inancıdır. Bundan dolayı şuan yaşanan Tanrıcılık inancının eski zamanda Türklerin inandıkları Gök Tanrı inancını tamamen yansıtmamaktadır.

Ak Din konusunda bilgi almak isteyenlerin okuyabileceği bir kitap. En azından nasıl bir şekilde oluştuğu, düşünce yapısı ve sistemi hakkında biraz bilgi edinilebilir. Gök Tanrı dini konusunda ise okunacak bir eser olarak tavsiye etmiyorum.

20 Kasım 2017 Pazartesi

Altay Bilik



Bu kitabı Altay da bulunan halkların eski Türk inançları üzerine yapılan bir çalışma olarak okuma listesine eklemiştim. Fakat beni hayal kırıklığına uğrattı. Kitap Altay'da yaşan bir Türk tarafından yazılsa da anlatılan inançlar eski değil yeniyi daha çok andırmakta. Diğer kitapların aksine farklı ve son dönemde oluşmuş inançlar, isimler üzerine kurulmuş. Oluşturulan mitoloji Türklerin daha önce incelediğim imparatorluk mitolojisinden tamamen ayrılmış. Artık bir bölge, boy mitolojisine dönüşmüş.

Türk mitolojisi kitaplarını okurken iki tür mitolojinin zaman içinde ortaya çıktığını görmüştük. Birincisi eski Türklerin genel mitolojisi, ikincisi ise şamanizm'in oluşturduğu bir mitoloji. Şamanizm zaman içersin de kendi mitolojisini oluşturmuş ve tanrılar sistemini kurmuş. Bundan dolayı Türk mitolojisinde geçen tanrılar, yer-sular ve mitolojik anlatılar farklılıklar gösteriyor. Bunun yanında kitapta geçen Altay Mitolojisi şamanizm, lamanizm, burhanizm ve hristiyanlık gibi eski Asya'ya gelen dinlerden etkilenmiş. Etkilenmeden dolayı mitolojik anlatılarda değişmiş. Eski Türk Mitolojisinden kopmuş. Zamanla farklı bir anlayış haline gelmiş.

Kitapta aradığım Eski Türk inancı ve Tengri ile ilgili bilgiyi ben bulamadım. Yazar ve çevirmen ne kadar da şuanda bulunan inancın kadim Altay inancı olduğunu savunsa da bizim mitolojimiz ile bağlantısı azalmış. Eski Türk inancı ve Tengri konusunda önereceğim bir kitap değil. Fakat şuanda Altay da yaşanan inanacın nasıl olduğunu öğrenmek için okunabilir belki. Buda size belli bir bölgenin inancını sunacaktır. Bu bağlamda merak edenler bakabilir. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...