14 Mayıs 2017 Pazar

Eski Türk Dini



Eski Türk Dini konusunda çok araştırma olmasa da farklı fikirler zaman içinde ortaya atılmış. Bu fikirlerin birleştiği noktalardan biri ise bu kadar köklü bir  dini inanışın etkilerinin günümüzde yaşıyor olması. Buda ne kadar kuvvetli bir kültür oluşturduğunun göstergesi. Daha önceki Eski Türk Dini Tarihi ve Türklerin ve Moğolların Eski Dini  kitaplarında ve Türk Mitolojisi içinde onguların totemcilik geleneğinin bir kalıntısı olabileceğini söylemiştik. Bu kitapta totemcilik nedir? Sorusu ile başlayıp bunun açıkladıktan sonra totemcilik inancı, sosyo-kültürel hayata etkisini, ekonomik gelişmişliği Eski Türk İnanıcı ile karşılaştırıyor. Sadece totem kültürüne bakıldığında Türklerin bu inançlarının da aslında çok benzediği bir gerçek. İnanç sistemini yukarıda saydığımız hayat içersin de ki etkilerini karşılaştırdığımız zaman Türklerin aile yapılarından sosyal yaşamlarına kadar bir çok farklılıklar ortaya çıkıyor. Bunlardan dolayı daha öncede Türk Mitolojisi kitapları yazılarında belirttiğim gibi Türkler totemcilik yoktur. 

Kitap aslında eski Türk dini konusunda sorulması gereken üç kritik soruya yanıt  arıyor. Bunlardan biricisi yukarıda bahsettiğim totemizm konusu Türkler de ne şekilde olduğu idi. Bu konuyu sosyal-kültürel olarak inceleyerek bir sonuca varmış. İkinci cevap aranan soru Türkler Şaman mı idiler. Şamanizm konusuna girmesek de genel olarak bu konu her Türk Dini araştırmasında ve Mitoloji konularında karşıma çıktı. Orada karşılaştığım bilgileri size aktardım. Bu araştırmada da aslında Türklerin Şaman olduğu konusuna hemen inanılmaması gerektiğini vurguluyor. Bunun sebebininde farklı coğrafi yerlere gidildiğinde inanışların ve isimlerin farklılık gösterdiğini belirtiyor. Bununda derin bir inanç yapısın da olan bir sistemde mümkün olmayacağını vurgulamış. En son soru ise Türklerin eski dinleri üzerine bir araştırma olmuş. Türkler genel olarak üç temel inançları bulunmakta. Bunların ilki doğa güçlerinin mukaddes olduğuna inanır ve onlara kurbanlar sunarlardı. Diğer inançları ise Atalar Kültüdür. Bu kült günümüze kadar gelmiştir. Mesela Atatürk'ün kabrinin her yıl dünyada hiç bir liderin kabrinin olmadığı kadar ziyaret edilmesinin sebebinin temelinde bu vardır. Türkler büyük liderlerini ve halk adamlarını kendi kültür dünyaları içinde yaşatmaya devam etmişlerdir. Bundan dolayı aradan yüzlerce yıl geçmesine rağmen büyük liderler ve halk kahramanları kültür içinde yaşamaya devam etmiştir. Daha önce yine mitoloji konusunda değindiğim yer-sular yani doğa güçlerine Türkler saygı duyar onları da yaşayan bir varlık olarak, kendilerine ait ruhlarının olduğuna inanırlardı. Bundan dolayı yüce dağların, ormanların, nehirlerin, ağaçların vs gibi ruhları olduğuna inanır onlardan yardım ister ve onlara kurbanlar sunarlardı. Eski Türk dininde en temel olan inanç ise hiç bozulmayan ama zaman içinde bazı inançların öne geçmesiyle geride kalmış gibi gözükse de hiç bir zaman yok olmamış olan Gök Tengri inancıdır. Bu konuda çok fazla bilgi bulunmasa da çok eski bir inanç olduğu. Türkler arasında en köklü ve bağlı oldukları inançtır. Halen varlığını devam ettirmektedir. Müslüman olan Türkler Allah dendiği zaman onun Gökte olduğunu düşünürler. Bu eski Gök Tengri inancının tesirinden gelmektedir. Çünkü Gök sonsuz ve en yüce güç olan Gök Tanrı göğün en tepesinde bulunur.

Kitap eski olmasına rağmen günümüzde bile halen insanların kafalarını karıştıran soruları sorarak bunlara cevap aramaya gayret göstermiş. Kitabın baskısının olmamasından dolayı sadece sahaflarda bulunabilecek bir eser. Bu konuyu merak edenlere tavsiye ederim.

30 Nisan 2017 Pazar

Göbekli Tepe



Daha önce size Göbekli Tepe hakkında K.Schmidt'in kitabını tanıtmıştım. Bu yıl da özellikle Alfa Yayınları tarafından bir çok kitap çıkmaya başladı. Bende daha yeni araştırmalar var diye kitabı hemen fuarda aldım. Fakat kitabı okumaya başladığımda Schmidt'in yazdığı kitaba nazaran bu kitap daha farklı bir bakış açısına sahip olduğunu gördüm. Kitapta yazar Göbekli Tepeyi çok farklı bir bakış açısı ile yorumlarken ortaya attığı teoriler çok havada kalıyor bana göre.

Yazarın ortaya attığı fikirlerin havada kalmasından dolayı benimde aklımda şüpheler oluşmaya başladı. Kitap okuyanlar beni anlayacaktır. Bazılarımız takıntılı olabiliyor illa kitabı bitirmek konusunda. Bazende bu tür bir araştırma kitabı okuyorsan diyorsun ki ileride belki dişe dokunur bir şeyler anlatacaktır. Okunacak onca kitap varken kötü kitapları sonuna kadar devam etmek doğru mu?
İlber Ortaylı iyi kitaba erişmek için kötülerinin atılabileceğini söylemişti. Bende daha okunacak onca kitap varken zaman harcamanın manası olmadığını düşünüp kitaba göz gezdirdim yarısından sonra. 

Kitap daha ilk sayfalarda bahsettiği şaman fikrinin nereden geldiğini bile anlamadım. Yazar bu konuda pek aydınlatıcı değil. Ortada yazılı bir kaynak olmadan bunca çıkarıma neye ve hangi karşılaştırmalara göre yapıyor belli değil. Sadece kabartmalardan ve dikili taşlardan oluşan bir yapı için çok fazla dayanaksız fikir var. Oysaki Göbekli Tepe hakkında güzel bir araştırma okumak isterdim. 

Kitaba biraz sabır gösterip ileri ki başlıklara baksam da bir türlü kitaba ısınamadım. Anlatış metodu, fikirleri sunuşu, gösterdiği örnekler ile bağlantısını bir türlü oturtamadım. Eski Çağ Medeniyetlerine ve Göbekli Tepe'ye merakım olasa da bu kitapta üzerine artı bir bilgi ekleyemedim.

Bunun yanında Göbekli Tepe de ki kazıların devam etmesi ileriye dönük olarak daha çok bilginin ortaya çıkacağı kanısındayım. Göbekli Tepe ilk ortaya çıktığında bölgede tek olduğu düşünülen kült yapılardı. Son yapılan arkeolojik kazılar Göbekli Tepenin yalnız olmadığını bize gösterdi. Çeşitli bölgelerde yapılan kazılarda T şeklinde dikili taşlara rastlandı. Buradan makaleye bakabilirsiniz. Bu kültürün geniş bir alana dağıldığının bir göstergesi. Göbekli Tepe üzerindeki sis perdesi kazılar yapıldıkça zaman içinde kalkacak. 

Kitap yukarıda bahsettiğim gibi pek hoşuma gitmedi. Bu nedenle ben önermeyeceğim. Merak edenler bakabilir. Sonrasında konuşabiliriz üzerine. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...